Selam dostlar. Çarşamba günüydü, Gülsüm, “Hayatım evi badana yaptıralım.” dedi. Genelde Gülsüm (bildiğiniz sevgilim) haftanın dört günü bende kalır, öteki günler evine giderdi. Bazen yeğeni Arzu’nun evine gider, Nihat’ı azdırır sonrasında yaptıklarını, bana büyük bir zevkle anlatırdı. Hatta bir keresinde Nihat Gülsüm’ün ağzına vermiş, aşağıdan da dilek Gülsümün am deliğini yalamakta imiş. Bizimki o şekilde bir boşalmış ki zevkten Nihat’ın sikini biraz fazla ısırmış ve kanatmış. Bunu bana kahkahalarla anlatmıştı.

Her her neyse evi boyatmaya karar verdik. Benim işyerinin yanında bir mağazada, bazen götten siktiğim esmer bir sekreter vardı, ismi Lale. Bir konferans sırasında ona, “Ya, badanacı tanıdığın var mı?” diye sordum. Lale bana, “Var, Şükrü amcayı çağırayım bir konuşun.” dedi. Bir saat kadar sonra Şükrü bey geldi. Konuştuk, Cumartesi – Pazar için anlaştık. Gülsüm’e telefonda hafta sonu badana yaptıracağımı söyledim. O da bana, “Badana boya işi bitsin, sen bir şeye dokunma, ben evi hemen sonra toplarım.” dedi.

Cuma gecesi sadece yattım. Gülsüm yoktu. Yorgunluktan olacak çabucak uyumuşum. Rüyamda Gülsüm taksi ile eve geliyordu. Şoföre adres tarif etmek istedi. Şoför sağol abla demek için arkasına döndüğünde iki saniyeliğine de olsa Gülsüm’ün külotunu gördü. Nefis bacaklar içinde bembeyaz külot inanılmaz tahrik ediciydi. Gülsüm adamın durumunu görünce alay eder şeklinde bacaklarını birazcık daha ayırdı. Şoför resmen çıldırıyordu.

Adam gizlice sikini çıkardı ve Gülsüm’e, “Abla şu şekilde birazcık ortaya gel, arkayı göremiyorum.” deyip kızı tam amını görecek pozisyona getirdi. Gülsüm de alevlenmişti. Adamı can evinden vurmak için yavaşça külotunu yana çekti ve camdan dışarı bakarak, hiç bir şeyden haberi yokmuş gibi amcığını üstten hafif hafifçe kaşımaya başladı. Amı sırılsıklam olmuş, nefis orgazm kokusu arabayı sarmıştı. Adam artık sikini açıkca eline aldı, bir eli sikinde, bir eli de kah direksiyonda, kah çaktırmadan Gülsüm’ün bacaklarında idi.

Gülsüm baktı ki erkek bir kaza yapacak, öne doğru eğilip adamın taş şeklinde sikini kendi tükürüğü ile am sıvısını karıştırdığı eline alıp oynamaya başladı. Adam çıldırmış direksiyonda olmayan elini artık açıkca Gülsüm’ün amına sokmuş, parmağı ile kızı sikmeye başlamıştı. Birden Gülsüm’ün eli menilerle kaplandı. Kendisi titreyerek orgazm olduğunda ben uyandım…

Boxer şortum sırıl sıklamdı. Boşalmıştım. Kalktım, rüyanın etkisini bir duşla attıktan sonrasında ayaküstü kahvaltımı yaptım. Saat 10:00 benzer biçimde kapı çaldı. Elimde çay vardı. Gittim, kapıyı açtım. Şükrü bey gelmişti, ama yalnız değildi. Yanında 18 – 19 yaşlarında bir kız vardı. Merhabalaştık, Şükrü bey bana, “Komşumun kızı Dilek, anası temizliğe gitti, o nedenle yanıma aldım, fakat herhangi bir mahsuru varsa Dilek arabada bekler.” dedi.

Ben de ona hiçbir sıkıntı olamayacağını söyledim. İçeri girdik. Dilek en dipteki odaya geçti. Biz Şükrü amca ile (yakınlaştık amca demeye başladım) ilk olarak döşek odamdan başladık. Şükrü acaip iyi bir usta idi ve tam 1 saatte yatak odamı komple boyadı. Daha sonrasında içeri odalara geçti. Biz Dilek’le döşek odamı yerleştirmeye başladık.

Dilek 19 yaşlarında bulunduğunu söylemiş oldu. Kendisi kumraldı, ela gözleri vardı. 1.65 cm uzunluğunda idi ve incecikti. Üzerinde penye uzun kollu bir strech tişört vardı. Belli ki sütyen kullanmıyordu. Memeleri ufacıktı fakat uçları üstündeki bluzu delecek şeklinde sivriydi. Altında uzun bir etek vardı ama kumaşı incecik olduğundan her hareketinde kalçalarına, bacaklarına yapışıyor, ara sıra bacaklarının arasına girip gencecik amının tüm gizemini ortaya koyuyordu…

Müthiş tahrik olmuştum. Belli ki hemen hemen akşamki rüyanın etkisinde idim. Ancak yapacak fazla bir şey yoktu, bundan dolayı Şükrü amca içeride badana yapıyordu. Emanete dokunmak olmamalıydı. Ama gel de bunu beynime, sikime anlat. Taş şeklinde olmuştu bir kere.

“Dilek, şu kutuyu dolabın üzerine koyalım, sen merdivene çık ben seni aşağıdan tutarım!” dedim. Dilek Hafifçe ve tahrik edici bir gülümseme ile yüzüme baktı. Vücuduma hafifçe sürtünerek aradan geçti. Ölecek gibi olmuştum. Kalbim son hızla atıyor. Yarrağım tıpkı ikinci bir kalp benzer biçimde sadece sadece cinsi arzularımı yönetiyor, Dileği bir an ilkin sikmem gerektiğini sanki taşşaklarıma fısıldıyordu. Yanıyordum.

Dilek Merdivene çıktı, kutuyu eline verdim, alttan bacakları ile karışık kalçalarını tutarak, “Aman dikkatli ol!” diyor, elimi ise arkadan bacak arasına kaydırmaya çalışıyordum. Birden kutuyu hızla yerine koydu, arkasını dönüp eteğini kaldırdı, amcığını tüm ihtişamı ile ağzıma verdi. Külotu yoktu. Sanıyorum banyoya gittiğinde am deliğini temizlemiş ve o zaman çıkarmıştı. Ölmüştüm sanki. Alevler arasında idim. Yarağım at siki benzer biçimde olmuştu sanki. Bu iyi mi bir kızdı Tanrım. Bu neydi böyle?

İçeriden Şükrü amcanın ıslık sesleri ve badana yaparken çıkardığı fırça sesleri geliyordu. Rahattım. Bütün gücümle amı ağzıma bastırdım. Yanlarını ısırmaya, emmeye başladım. Dilim sanki bir sik olmuş amın suyunu yara yara derinlere doğru gidiyordu. Çıldırıyordum. Ellerimi küçücük enfes kalçalara dolamış, ağzımı görmüş olduğum belki en güzel, en taze, en kösnü kokan ama yapıştırmış halde yarım saat boyunca Dileği tam üç defa boşalttım. Artık sıra bende idi. İncecik belini kavradım, aşağı indirdim. Yere yatırıp eteğini kaldırdım.

Göğüslerini kopartırcasına avuçladım ve neredeyse artık morarmış sikimi hiçbir şey sormadan amcığının yarığına altına kadar soktum. Birkaç dakika siktikten sonrasında içerisine boşaldım. Belki 20 saniye fışkırdım. Her meni fırlayışında Dileğin etini, göğüslerini biraz daha sıkıyor, kızı resmen parçalıyordum. En nihayetinde sonlanmış oldu…

Ben de bitmiştim, inanılmaz bir tatlı bir yorgunluk seli içinde idim. Üzerime çıktı, beni dudaklarımdan, yüreğindeki bütün ihtirası içime akıtırcasına öptü. Dili ağzımın arasında, sanki yüreğime mutluluk tohumları ekiyordu. Baktım, gözleri dolmuştu. Bana, “Sevgilin var mı?” diye sordu. “Evet, var.” diyince gözlerinden iki damla yaş süzüldü ve “Beni ilk sen sikmeliydin, ben ilk senin olmalıydım…” diye fısıldadı. Ayağa kalktı utanıyordu. “Beni ilk Şükrü amca sikti.” dedi ve koşarak uzaklaştı. Bir daha onu görmedim. Ama asla unutmadım.